âyet âyet kıraat
sonra fatiha'yı okurdu, âyet âyet keserdi:
بِسْمِ
اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم [sonra durur, sonra] الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ
الْعَالَمِين (hamd alemlerin rabbi allah'a mahsustur) derdi. sonra
biraz durur, sonra: الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ (o rahmandır rahimdir) derdi.
[sonra durur, sonra] مَـالِكِ يَوْمِ الدِّينِ (din gününün sahibidir)
derdi. sonuna kadar böyle okurdu. bütün kıraati bu şekil üzereydi, âyet
sonunda durur bir sonraki âyete bağlamazdı.[1]bazen de مَلِكِ يَوْمِ
الدِّينşeklinde uzatmadan okurdu.[2]
fatiha'nın namazın rüknü olması ve faziletleri
rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-her zaman bu surenin şanını yüce tutardı. buna bağlı olarak şöyle buyurmaktadır:
“[bunda (namazda) fatihat'ül-kitab ve başka sureleri okumayan kişinin namazı yoktur.”[3]başka bir lafızda da şöyle buyurmuştur:
“kişinin fatiha'tül-kitab'ı okumadığı bir namaz geçerli (sahih) değildir.”[4]
bazen de şöyle demekteydi:
“kim
bir namaz kılar da içinde fatiha'yı okumazsa o namaz eksiktir, o namaz
eksiktir, o namaz eksiktir tam değildir.”[5]Şöyle de buyurmuştur:
“yüce
allah der ki: namazı (yani hadisin akışından anlaşılacağı üzere
(fatiha'yı) benimle kulum arasında ikiye ayırdım: yarısı benim diğer
yarısı kulumun, kuluma da istediği vardır (verilecektir). rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-buyurdu ki:
“okuyun:
kul: “elhamdü lillahi rabbil âlemin” der, allah teâlâ'da kulum bana
hamdetti der. kul: “er-rahmanirrahim” der, allah teâlâ da: “kulum benim
övdü” der. kul: “mâliki yevmiddin” der. allah teâlâ da: “kulum beni
yüceltti” der. kul: “İyyake na'budu ve iyyake nestein” (yalnız sana
ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz) der. allah teâlâ der ki: İşte
bu benimle kulum arasındadır, kuluma da dilediği vardır (verilecektir).
kul der ki: “İhdina's-sırata'l-müstekim, sırata'l-lezine en'amte
aleyhim gayril mağdubi aleyhim veled-dâllin” (hidâyet eyle bizi doğru
yola, o kendilerine nimet verdiğin mutlu insanların yoluna, gazaba
uğramışların ve o sapmışların yoluna değil) (allah teâlâ) der ki: bunlar
kuluma aittir ve işte kuluma dilediği vardır (verilecektir)[6]
ayrıca şöyle de buyurmuştur:
“allah
teâlâ tevrat'ta ve İncil'de ümmül-kuran (fatiha suresinin diğer bir
adı) gibi (bir sure) indirmemiştir. bu sure bana verilmiş olan
“es-seb'ul-mesani (sürekli tekrar edilen yedi)[7]ve yüce kur'an'dır.”[8]
namazını
tam kılamayan zât”a da namazında fatiha'yı okumasını
emretmiştir.[9]fatiha'yı ezberleyemeyen kimselere de şöyle demiştir:
“namazında:
allah'ı
tenzih ederim, allah'a hamdederim. allah'tan başka ilâh yoktur. allah
büyüktür, allah'tan başka hiç kimsede güç ve kuvvet yoktur.”[10]
“namazını
tam kılamayan zâta da şöyle demiştir: “eğer ezberinde kur'an('dan bir
bölüm) varsa onu oku, yoksa allah'a hamdet, tekbir getir ve lâ ilâhe
illallah de”[11]
[1]
ebu davud, es-sehmi (64-65). hakim hadise sahih demiş zehebi de ona
muvafakat etmiştir. ayrıca bkz. el-İrva' (343). ebu amr ed-dâni
el-müktefâ (265)'de rivayet etmiş ve şöyle demiştir:
"bu hadisin birçok tariki vardır. hadis aynı zamanda bu babta esas teşkil eder." sonra şunları söylemiştir:
"geçmiş imam ve kârilerden bazıları, birbirleriyle bağlantılı olsalarda ayetlerin arasını kesmeyi müstehab görmekteydiler."
derim ki: bu ise günümüzde diğer insanlar bir tarafa kârilerin çoğunluğunun terkettiği bir sünnettir.
[2]
temmam er-râzi, el-fevaid. İbn ebi davud, el-masahif (2/7). ebu nuaym,
ahbaru asbahan 1/104. hakim, ayrıca sahih demiş, zehebi de ona muvafakat
etmiştir. bu kıraat bir önceki gibi mütevatirdir.
[3] buhari, müslim, ebu avane, beyhaki. bkz. el-İrva' 302
[4] darekutni rivayet etmiş ve sahih demiştir. İbn hibban sahihinde rivayet etmiştir. ayrıca bkz. a.g.e
[5] müslim, ebu avane
[6] müslim, ebu avane, malik. hadisin cabir'in rivayetinden bir şahidide vardır, bkz. es-sehmi, târih'u cûrcan 144)
[7]
bâci diyor ki: bundan kastı: "biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve yüce
kur'an'ı verdik." (hicr 87) ayetidir. yedi denmesinin sebebi yedi ayet
olmasındandır. mesani (tekrarlanan) denmesinin sebebi de, her rekatta
tekrar ediliyor olmasındandır." el-kur'an'ul-azim (yüce kur'an)
denmesine gelince: bu, bu ismi ona has kılma kabilindendir. her ne kadar
kur'an'daki herşeye kur'an denilebilse de. nitekim bütün mescitler
allah'ın evi (beytullah) olmasına rağmen, beytullah ismi tazim ve tahsis
açısından sadece kabe'ye özel isim olarak kullanılmıştır
[8] nesâi, hakim, ayrıca sahih demiş zehebi de ona muvafakat etmiştir.
[9] buhari "cüz'ül kıraa'ti halfel-i imam" adlı kitabında sahih bir senedle rivayet etmiştir.
[10]
ebu davud, İbn huzeyme 1/80/2. hakim, taberani, İbn hibban. ayrıca İbn
hibban ve hakim hadise sahih demişlerdir. zehebi de ona muvafakat
etmiştir. bkz. el-İrva (303)
[11] ebu davud, tirmizi. tirmizi hadise hasen demiştir. senedi sahihtir. bkz. "sahih'u ebi davud" (807)