Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i bütün yaratılmışlardan daha çok sevmek gerekir:
Hiç
şüphe yok ki Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i sevmek,
îmândandır.Nitekim kulun, Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-'i
kendi canından, babasından, evlâdından, âilesinden, malından ve bütün
insanlardan daha çok sevmesi gerektiğine delil teşkil eden pekçok âyet
ve hadis bulunmaktadır. Onu böyle sevmeyen kimse, er veya geç, kendisini
Allah Teâlâ'nın azabına maruz bırakmaktadır. Bu âyet ve hadislerin bir
kısmını, kısmen geniş bir şekilde size zikredeceğim:
A) Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i nefsimizden daha çok sevmemiz gerekir:
Abdullah b. Hişam'dan -Allah ondan râzı olsun- şöyle der:
"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte idik. O sırada Ömer b. el-
Hattab'ın -Allah ondan râzı olsun- elini tutmuştu.
Ömer -Allah ondan râzı olsun- ona:
"Ey Allah'ın Rasûlü! Allah'a yemin ederim ki ben, seni nefsimden başka, her şeyden daha çok seviyorum," dedi.
Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
"Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, beni kendi canından daha çok sevmedikçe olmaz (tam îmân etmiş olmazsın)."
Bunun üzerine Ömer -Allah ondan râzı olsun- ona:
"Allah'a yemin ederim ki şimdi seni nefsimden daha çok seviyorum." dedi.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
"İşte şimdi oldu ey Ömer."[1]
Büyük âlim Aynî, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in:
"Nefsim
elinde olan Allah'a yemin ederim ki, beni kendi canından daha çok
sevmedikçe olmaz." Sözünü: "Yani senin îmânın kâmil olmaz."[2] şeklinde açıklamaktadır.
Yine, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in:
"İşte şimdi oldu ey Ömer" Sözünü: "Yani şimdi îmânın kemâle erişti." [3] şeklinde açıklamaktadır.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in:
"Nefsim
elinde olan Allah`a yemin ederim ki" sözünde dikkati çeken bir husus
da onun yemin etmesidir. O yemin etmese bile her söylediği şeyde doğru
olduğuna göre, ya yemin ederse durum nice olur? Çünkü yemin bilindiği
gibi sözü pekiştirmeyi ifâde eder."[4]
B) Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i babamızdan ve evlâdımızdan daha çok sevmemiz gerekir:
Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz, beni babasından ve evlâdından daha çok sevmedikçe, (tam anlmıyla) îmân etmiş olmaz."
Yine,
doğru sözlü ve doğruluğu Allah Teâlâ tarafından tasdik edilmiş olan,
vahiyle konuşan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hadiste
görüldüğü gibi, yemin etmiştir.
Acaba "anne" de "baba" lafzının kapsamına girer mi?
Hafız İbn-i Hacer -Allah ona merhamet etsin- bu soruya şöyle cevap vermiştir:
"Eğer
"baba" lafzı ile çocuğu olan kastedilirse, bu söz anneyi de kapsar.
Veya anne ve babadan birisinin adını anmakla yetinmiştir, denilir.
Nitekim iki zıt şeyden birisini zikretmekle diğer şey de zikredilmiş
sayılır. Bu durumda sözü edilen, örnek olmak üzere anılmış ve bütün
değerli varlıklar kastedilmiş olur. Sanki: "Beni bütün değerli
varlıklarından daha çok sevmedikçe..." demiş gibi olur."[6]
C) Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i eşimizden, malımızdan ve bütün insanlardan daha sevmemiz gerekir:
Enes'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Bir kul, beni eşinden, malından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe (tam anlamıyla) îmân etmiş olmaz."
D)
Yaratılmışlardan herhangi bir şeyi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-'den daha çok seven kimse azapla tehdit edilmiştir:
Allah
Teâlâ, babalardan, evlatlardan, kardeşlerden, eşlerden ve aşiretten
herhangi birisini veya mallardan, ticaretten ve meskenlerden herhangi
bir şeyi kendisinden, elçisinden ve onun yolunda cihad etmekten daha çok
seven kimseleri azap ile tehdit ederek şöyle buyurmuştur:
"(Ey
Muhammed! Mü'minlere) de ki: Eğer babalarınız, evlâtlarınız,
kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elinize geçirdiğiniz mallar,
durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler,
size Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise
(onları, Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda cihaddan üstün
tutuyorsanız), o halde Allah'ın emri (azabı) gelinceye kadar bekleyin.
Allah fâsıklar topluluğuna (kendisine itaatten çıkan topluluğa) doğru
yolu göstermez." [8]
Hâfız İbn-i Kesîr -Allah ona merhamet etsin- bu âyeti tefsir ederken şöyle demiştir:
"Yani
eğer bu şeyler, size Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda cihaddan
daha sevimli ise, onun tarafından başınıza gelecek azabı ve ibretli
cezâyı bekleyin demektir."[9]
Mücahid ve el-Hasan el-Basrî -Allah Teâlâ ikisine de merhamet etsin- Allah Teâlâ'nın:
"Allah'ın emri gelinceye kadar" buyruğunu:
"er veya geç onun azabını (bekleyin)"[10] diye açıklamışlardır.
Büyük âlim Zemahşerî, bu âyetin tefsirinde şöyle der:
"Bu âyet, oldukça şiddetlidir. Ondan daha şiddetli bir âyet göremezsin."[11]
İmam Kurtubî der ki:
"Bu
âyet, Allah'ı ve elçisini sevmenin farz olduğuna delildir ve bu konuda
hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Ayrıca bu sevgi, her sevgiliden önce
gelir."[12]
[1] Buhârî, Kitâbu'l-Eymân ven-Nuzûr", "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- nasıl yemin ederdi bâbı" Hadis no: 6632, 11/523.
[2] Umdetu’l-Kârî, 23/169
[3] Umdetu’l-Kârî, 23/169
[4] Umdetu’l-Kârî, 1/143
[5] Buhârî, "Kitabu'l-Îmân","Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i sevmek, îmândandır bâbı". Hadis no: 14 , 1/59
[6] Fethu'l-Bârî, I/59
[7]
Muslim, "Kitabu'l-Îmân", "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i
eşinden, evlâdından, babasından ve bütün insanlardan daha çok sevmek
gerekir ve bu şekilde sevmeyen kimsenin îmân etmemiş sayılacağı bâbı"
Hadis no: 69, I/67; hadisi aynı şekilde Hafız Ebu Ya'lâ da Müsned'inde
rivâyet etmiştir. Hadis no: 3895, 7/8
[8] Tevbe Sûresi: 24
[9] er-Rufâî'nin Tefsir-i İbn-i Kesîr Muhtasarı, 2/324.
[10] Kurtubî Tefsiri, 8/ 95-96
[11] Keşşâf Tefsiri, 2/181
[12] Kurtubî Tefsiri, 8/95. Ayrıca bk. el-Cezâirî, Eyseru't-Tefâsîr, 2/177