İSLÂM AKÎDESİNİN HEDEFLERİ

Hedef: Sözlük olarak birçok anlamda kullanılır. Bunlardan birisi de; ona atış yapmak için dikilen şeydir. Kastedilen her şey de hedeftir.

İslâm Akîdesinin Hedefleri: Hedefleri ve onlara tutunulması gereken yüce amaçlarıdır ki bunlar çok çeşitlidir. Bazıları şunlardır:

1. Niyet ve ibâdetin, yalnızca Allah Teâlâ için olmasıdır. Çünkü Allah Teâlâ, hiçbir ortağı olmayan yaratıcıdır. Bu sebeple niyet ve ibâdetin, yalnızca O'nun için olması gerekir.

2. Aklı ve fikri, bu akîdeden soyutlanmış olarak yetişen kalbi gelişigüzel ve düzensiz olmaktan kurtarmaktır. Zirâ bu akîde kimin kalbinden soyutlanırsa, o kimsenin kalbi ya bütün akîdelerden soyutlanmış ve maddî şeylere tapar hale gelir ya da çeşitli inanç ve hurâfelerin sapıklıkları içerisinde bocalayıp durur.

3. Nefsî ve fikrî yönden huzurlu olmaktır. Bu akîdeye sahip olan nefiste stres, fikirlerinde de düzensizlik olmaz. Çünkü bu akîde, mü'mini yaratıcısına ulaştırır, yaratıcısı Rab ve kâinattaki işleri çekip çeviren olarak tanır, O'nun her işinde hikmet sahibi ve kanun koyucu olduğunu bilir.Dolayısıyla mü'minin kalbi, Allah Teâlâ'nın kaderiyle huzur bulur, gönlü İslâm'a açılır ve ondan başka bir dîn istemez.

4. Niyet ve amel, Allah Teâlâ'ya ibâdette veya yaratılanlarla olan sosyal ilişkilerde bozulmalardan uzak olur. Çünkü bu akîdenin esaslarından birisi de, niyet ve amelde her türlü kusur ve noksanlıktan uzak yollarına uymayı içeren elçilere îmân etmektir.

5. İşlerde kararlı ve ciddî olmaktır. Öyle ki insan, Allah Teâlâ'nın sevabını ümit ederek iyi davranışta bulunmak için değerlendirmediği hiçbir fırsat bırakmaz ve O'nun azabından korkarak günah gördüğü her yerden uzak durur. Çünkü İslâm akîdesinin esaslarından birisi de, kıyâmet günü yeniden diriltilip dünyada yapılan amellere karşılık, hesap ve cezânın olduğuna îmân etmektir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Herkesin derecesi, yaptığına (Allah'a itaat etmesine veya O'na karşı gelmesine) göredir.(Ey Nebi!) Rabbin onların (kullarının) yaptıklarından habersiz değildir."

[1]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de bu gayeye teşvik ederek şöyle buyurmuştur:

"Kuvvetli mü'min[2], Allah’a, zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir. Bununla birlikte (kuvvetli ve zayıf mü'minin, îmân vasfına sahip olmasından dolayı) hepsinde hayır vardır. Sana fayda verecek (Allah'a itaat ve O'nun katındaki) şeyin peşine düş ve ona ulaşmak için Allah’tan yardım iste.Sakın (Allah'a itaat ve O'ndan yardım isteme konusunda) âcizlik gösterme! Başına bir şey gelince: ‘Keşke şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu’ deme. Fakat: ‘Bu Allah’ın takdiridir, o dilediğini yapar’ de.Çünkü `keşke` türü hayıflanmalar, şeytana kapı açar (Şeytan, kadere karşı gelmesi için insanın kalbine vesvese verir)."

[3]

6. Dîninin sâbit kılınması ve temellerinin sağlamlaştırılması için, bu yolda başına gelecek belâlara aldırış etmeden, her şeyini harcayarak güçlü ve kuvvetli bir ümmetin oluşmasıdır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Mü'minler, ancak Allah’a ve elçisine îmân edip, sonra (îmânlarında) asla şüpheye düşmeyen ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte (îmânlarında) doğru olanlar, onların tâ kendileridir."

[4]

7. Fert ve toplumları ıslah etmek, Allah Teâlâ'dan mükâfat ve hayırlı davranışlara nâil olmak sûretiyle dünya ve âhiret saadetine kavuşmaktır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur: 

"Erkek veya kadın, (Allah’a ve elçisine) îmân etmiş bir halde salih amel işlerse, ona (dünyada) mutlaka mutlu bir hayat yaşatırız. Âhirette de onlara, (dünyada) yapmakta olduklarının en güzeli mükâfatlarını veririz."

[5]

references

[1] En'âm Sûresi:132

[2] Kuvvetli mü'minden, onun sadece bedensel olarak güçlü olması kastedilmemiştir.Bundan kastedilen, savaşta düşmanın üzerine herkesten daha çok atak yapması, onunla savaşmak için herkesten daha hızlı çıkması, onunla savaşmayı istemesi, iyiliği emredip kötülükten alıkoymada herkes-ten daha kararlı olması, bütün bunlarda eziyetlere sabretmesi, Allah Teâlâ için zorluklara tahammül göstermesi, namaz, oruç, duâ, zikir ve diğer ibâdetleri edâ etmekte herkesten daha istek ve arzulu olması, bu ibâdetleri isterken herkesten daha canlı çalışması ve bu ibâdetleri devamlı olarak  yerine getirmesi gibi vasıflar kastedilmiştir. (Çeviren) 

[3] Müslim, hadis no: 6716.

[4] Hucurât Sûresi:15

[5] Nahl Sûresi: 97

Dilinizi Seçin