MELEKLERE ÎMÂN

 Melekler; Allah Teâlâ'ya ibâdet etmek için yaratılan, gözle görülmeyen varlıklardır. Onlar, rubûbiyet ve ulûhiyet özelliklerinden hiçbir şeye sâhip değillerdir. Allah Teâlâ onları nûrdan yaratmış, onlara, emrine tam bir itaati ve emrini yerine getirme gücünü bahşetmiştir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Gökte ve yerde ne varsa, (hepsi) O'nundur. O'nun huzurunda bulunanlar (Allah’a yakın melekler), O’na ibâdet etmekten kibirlenmez ve yorulmazlar. Onlar, gece-gündüz bıkmaksızın (Allah’ı) tesbih ederler."

[1]

Meleklerin sayısı pek çoktur. Onların sayısını Allah Teâlâ'dan başka hiç kimse bilemez.

Nitekim Buhârî ve Müslim'in, Mi'raç olayı hakkında Enes b. Mâlik'in -radıyallahu anh- rivâyet ettiği hadiste, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- göğe yükseltilmiş ve orada "Beytu'l-Ma'mur" denilen evde her gün yetmiş bin meleğin namaz kıldığını, dışarı çıktıklarında bir daha oraya dönmediklerini haber vermiştir.

Meleklere îmân dört hususu içerir:

1. Meleklerin varlığına îmân etmeyi içerir.

2. Cebrâîl -aleyhisselâm- gibi, ismini bildiklerimize ismiyle îmân eder, ismini bilmediklerimize de özet olarak îmân ederiz.

3.Cebrâîl -aleyhisselâm- gibi, sıfatlarını bildiklerimize sıfatlarıyla îmân ederiz.

Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Cebrâîl -aleyhisselâm-'ı, yaratılmış olduğu asıl sûretinde ve altı yüz kanadı ile ufukları kapatmış bir halde gördüğünü haber vermiştir.

Melek, Allah Teâlâ'nın emriyle insan sûretine dönüşebilir.

Nitekim Allah Teâlâ, Cebrâîl -aleyhisselâm-'ı Meryem'e gönderdiği zaman ona tam bir insan sûretinde görünmüştür.

Yine, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ashâbıyla birlikte otururken Cebrâîl -aleyhisselâm- ona, beyaz elbise giyinmiş, saçları simsiyah olan, üzerinde yolculuk belirtisi olmayan ve sahâbeden de hiç kimsenin tanımadığı bir insan sûretinde gelmiş, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in önünde oturarak, dizlerini dizlerine dayamış, ellerini de onun uyluklarının üzerine koymuş, İslâm, îmân, ihsan, kıyâmet ve kıyâmet alametleri hakkında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorular sormuş, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de bu sorulara cevap vermiş, ardından da oradan ayrılmıştı. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

"Bu, size dîninizi öğretmek için gelen Cebrâil idi."[2]

Allah Teâlâ'nın İbrahim ve Lût -aleyhimesselâm-'a gönderdiği melekler de birer insan sûretinde idiler.

4. Allah Teâlâ'nın emriyle, tesbih etmek ve gece-gündüz bıkmadan ve durmadan Allah Teâlâ'ya ibâdet etmek gibi, bildiğimiz bazı amelleri yerine getirdiklerine îmân ederiz.

Meleklerden kimisinin özel görevleri de olabilir.

Örneğin:

Cebrâîl: Allah Teâlâ'nın, elçilere gönderdiği vahyi onlara götürmek üzere görevlendirdiği vahiy emînidir.

Mîkâîl: Allah Teâlâ'nın izniyle yağmur yağdırmak ve bitkileri yeşertmekle görevli melektir.

İsrâfîl: Hesaba çekilmek üzere canlıların tekrar diriltilecekleri kıyâmet gününde sûra üflemekle görevli melektir.

Ölüm meleği: Ölüm anında canlılardan ruhları çekip almakla görevli melektir.

Mâlik: Cehennemde görevli cehennem bekçisidir.

Rahim melekleri: Annelerin rahimlerinde bulunan ceninlerin ecellerini, rızıklarını, cennetlik mi yoksa cehennemlik mi olacaklarını yazmakla görevli meleklerdir. İnsan, anne karnında dört ayını tamamlayınca Allah Teâlâ ona bir melek gönderir ve o meleğe ceninin rızkını, ecelini, amelini ve cehennemlik mi, yoksa cennetlik mi olacağını yazmasını emreder.

Amelleri kaydeden melekler: İnsanların amellerini korumak ve her insanın amelini ayrı ayrı yazmakla görevli meleklerdir. İnsanın sağında ve solunda birer melek vardır.

Kabir melekleri: Ölü kabrine konulduktan sonra iki melek gelerek Rabbi, dîni ve nebisi hakkında ona soru sorar.

Meleklere îmân, mü'mine pek çok faydalar sağlar.

Bu faydalardan bazıları şunlardır:

1.Allah Teâlâ'nın azametini, kuvvetini ve hükümran-lığını bilmeyi sağlar. Zirâ yaratılan şeyin azameti, yaratanın azametine delâlet eder.

2. İnsanlara verdiği değerden dolayı Allah Teâlâ'ya gereği gibi şükretmeyi sağlar. Öyle ki Allah Teâlâ, kullarını korumak, amellerini yazmak ve bundan başka kullarının menfaati için meleklerini görevlendirmiştir.

3. Allah Teâlâ’ya sürekli ibâdet etmelerinden dolayı melekleri sevmeyi sağlar.

Kalplerinde eğrilik olan bazı topluluklar, meleklerin cisimler olduklarını inkâr etmişler ve meleklerin, mahlûkatın içerisindeki iyilik güçlerinden ibâret olduklarını söylemişler-dir. Bu iddiâ, Allah Teâlâ'nın kitabını, elçisi Muhammed      -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetini ve müslümanların icmâını yalanlamak demektir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı (dilediği kullarına göndermek üzere) elçiler kılan Allah'a hamd olsun. O, yarattığında dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir."

[3]

"(Ey Nebi!) Melekler o inkâr edenleri(n canlarını alırken, yüz yüze geldiklerinde) onların yüzlerine ve (kaçarken) sırtlarına vurarak onlara şöyle derlerken hallerini bir görseydin: Yakıcı azabı tadın."

[4]

"(Ey Nebi!) O zâlimleri, ölümün korkunç dehşeti ile boğuşurken, (canlarını alacak olan) melekler de ellerini uzatmış bir halde onlara: ‘Haydi düştüğünüz şu durumdan kendinizi kurtarın! Allah’a karşı gerçek olmayanı söylemenizden (iftira etmenizden) dolayı siz, bugün en alçaltıcı azapla cezâlandırılacaksınız' derlerken onların halini bir görmüş olsaydın."

[5], [6]

"O'nun (Allah'ın) huzurunda kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Nihâyet onların kalplerinden korku giderilince (birbirlerine): Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı, buyurdu derler. O, yücedir ve büyüktür."

[7]

"(O son yurt) Adn cennetleridir. Oraya babaları, eşleri ve çocuklarından sâlih olanlarla beraber girerler. Melekler, (cennete girişlerini tebrik etmek için) her kapıdan onların (cennet ehlinin) yanına gelerek onlara: Sabrettiklerinize karşılık olarak size selâm olsun. Son yurt (cennet), ne güzeldir (derler)."

[8]

Ebû Hureyre'den -radıyallahu anh- rivâyet olunduğuna göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

"Allah bir kulunu sevmek istediğinde, Cebrâîl'e seslenir ve ona şöyle der: Şüphesiz Allah, falancayı seviyor. O halde siz de onu sevin. Bunun üzerine Cebrâîl de onu sever. Sonra Cebrâîl gökteki meleklere seslenerek: Şüphesiz Allah falancayı seviyor, o halde siz de onu sevin, der. Bunun üzerine melekler onu severler. Sonra yeryüzündeki insanlar da onu severler ve ondan râzı olurlar."

[9]

Yine Ebû Hureyre'den -radıyallahu anh- rivâyet olunduğuna göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

"Cuma günü olduğunda, mescidin kapılarından her birinin girişinde melekler bulunur ve mescide gelenlerin isimlerini tek tek kaydederler. İmam (hutbe vermek için) minbere çıkıp oturduğunda defterleri dürerler ve hutbeyi dinlemeye gelirler."

[10]

Kalplerinde eğrilik olan toplulukların dedikleri gibi, melekler mânevî güçler değillerdir, aksine onların Kur'an ve sünnetten alınan bu deliller doğrultusunda cisimler olduğu konusunda açıktır. Nitekim müslümanlar bu delillerin gereği üzerinde oybirliğine varmışlardır.

references

[1] Enbiyâ Sûresi:19-20

[2] Müslim, hadis no: 93.

[3] Fâtır Sûresi: 1

[4] Enfâl Sûresi: 50

[5] Âyetin bu kısmına şu anlam da verilebilir: "(Canlarını alacak olan) melekler ellerini uzatmış bir halde onlara: 'Haydi kendinizi elimizden kaçırıp canlarınızı azaptan kurtarın da görelim'.Ya da 'Rûhlarınızı bedenlerinizden çıkarıp bize teslim edin ki canlarınızı alalım." (Çeviren)  

[6] En’âm Sûresi:93

[7] Sebe Sûresi: 23

[8] Ra’d Sûresi:23-24

[9] Buhârî, hadis no: 3037

[10] Buhârî, hadis no: 3039

Dilinizi Seçin